
Dergiyi takip edenler, yazmanın da zevkine ulaşıyorlar. Her ay ilerlediğinizi sizler de fark ediyorsunuz. Her işte olduğu gibi, bu işte de bizzat kendimizin gayret göstermesi önemli olacaktır.
DEDEMİN ESKİ CEKETİ
Ahmet, dedesinin odasındaki eski ahşap gardırobu karıştırırken dirsekleri yamalı, düğmeleri birbirinden farklı kadife bir ceket buldu. Ceketi burun kıvırarak dedesine götürdü:
“Dede, bu ceket artık eskimiş, rengi solmuş ve her yeri yama içinde. Neden bunu hâlâ saklıyorsun? Atalım gitsin, sana yenisini alalım.”
Dedesi gülümsedi, ceketi şefkatle eline aldı ve kumaşını okşayarak şöyle dedi:
“Bak oğul; bu ceketi bana otuz yıl önce babam almıştı. İlk yılından sonra astarı söküldü, diktik; dikmeyi öğrendim. Sonraki yıl cebi yırtıldı, sağlamlaştırdık; cebimdeki rızkı korumayı öğrendim. Yıllar sonra dirsekleri aşındı, anneannen oraya deri yamalar koydu; estetiğin kusurları örtmekte gizli olduğunu gördüm.”
Ç Ö Z Ü M
