
Şeyh Kutb Bekrî Mezar Kitabesi (H. 1238)

Lâ mevcûde illâ Hû
Sâhib-i kerâmâtü’d-diniyyeti ve’l-ledünniyye
Câmi‘-i kemâlâtü’l-Mevleviyye ve’n-Nakşibendiyye
Huccetü’s-sülûk ve’l-‘irşâd behcetü’l-aktâb
Ve’l-evtâdü’l-merhûm el-mebrûr eş-Şeyh ‘Alî
Behcet Efendi kaddese sirruhu’l-celî
Rûh-ı şerîfi içün rızâen li’llâhi’l-Fâtiha
Oku ey Fâtiha-hân hâtime-i târîhin
Göçdü da‘vetine dîdâra Cenâb-ı Behcet
7 Cemâziye’l-evvel sene 1238
Mustafa Nûrî
KELİMELER:
Lâ mevcûde illâ Hû: O’ndan başka mevcut yoktur
sâhib-i kerâmâtü’d-diniyyeti ve’l-ledünniyye: dinî ve ledünnî kerametler sahibi
câmi‘-i kemâlâtü’l-Mevleviyye ve’n-Nakşibendiyye: Mevlevîlik ve Nakşibendîliğin kemâllerini kendinde toplamış
huccetü’s-sülûk ve’l-‘irşâd: seyr ü sülûk ve irşadın hücceti, delili
behcetü’l-aktâb ve’l-evtâd: kutupların ve evtâdın neşesi, sevinci
el-merhûm: rahmetli
el-mebrûr: hayırla yâd edilen, makbul
kaddese sirruhu’l-celî: Allah yüce sırrını mukaddes kılsın
rızâen li’llâhi’l-Fâtiha: Allah rızası için Fâtiha
oku ey Fâtiha-hân: ey Fâtiha okuyan kişi, oku
hâtime-i târîh: tarih manzumesinin son mısrası
göçdü da‘vetine dîdâra: cemâlini görme davetine göçtü
Cenâb-ı Behcet: Behcet Hazretleri
Ravza-i Mutahhara Ziyaret Kitabesi

Ol Resûl-i Müctebâ hem rahmeten li’l-‘âlemîn
Bende medfûndur deyu eflâke fahr eyler zemîn
Ravzasın idüp ziyâret didi Cibrîl-i Emîn
Hâzâ Cennet-i ‘Adn fedhulûhâ hâlidîn
*
KELİMELER:
Resûl: Allah’ın elçisi, Hz. Muhammed (sav)
Müctebâ: Seçilmiş, seçkin kılınmış.
Rahmeten li’l-‘âlemîn: “Âlemlere rahmet olarak”; Kur’ânî ifade, Hz. Peygamber için kullanılır.
Medfûn: Defnedilmiş, gömülü.
Deyu: Diyerek.
Eflâk: Gökler, semâlar.
Fahr: Övünç, iftihar.
Zemîn: Yeryüzü, toprak.
Ravza: Türbe, kabir; özellikle Hz. Peygamber’in kabri için kullanılan saygı ifadesi.
Ziyâret: Mukaddes makamı ziyaret etme.
Cibrîl-i Emîn: Güvenilir Cebrâil; vahiy meleği Cebrâil.
Hâzâ: İşte bu
Cennet-i ‘Adn: Ebedî ikamet cenneti.
Fedhulûhâ: Ona giriniz.
Hâlidîn: Ebedî kalanlar, sonsuza dek kalacak olanlar.
Çelebi Mustafa Reşîd Efendi Mezar Kitabesi (H. 1234)

Hüve’l-Hallâku’l-Bâkî
Kudemâ-yı erkân-ı Devlet-i ‘Aliyye’den
Bi’d-defe‘ât kethüdâ-yı Sadr-ı ‘Âlî
ve Şıkk-ı Evvel defterdârı ve Re’îsü’l-Küttâb
olub Tophâne-i ‘Âmire nâzırı
iken vedâ‘-ı ‘âlem-i fânî iden
merhûm ve mağfûrun leh el-Hâc
Çelebi Mustafa Reşîd Efendi rûhı içün Fâtiha
Fî leyletü’l-hamîs 16 Rebî‘ü’l-âhir sene 1234
Rakamahu Mustafa Râkım Efendi gufira lehümâ
*
KELİMELER:
Hüve’l-Hallâku’l-Bâkî: Bâkî ve her şeyi yaratan O’dur (Allah) / kudemâ-yı erkân-ı Devlet-i ‘Aliyye: Osmanlı Devleti erkânının eski ileri gelenleri / bi’d-defe‘ât: birçok defa, defalarca / kethüdâ-yı Sadr-ı ‘Âlî: sadrazam kethüdası / Şıkk-ı Evvel defterdârı: birinci maliye defterdarı / Re’îsü’l-Küttâb: reisülküttap, dış işleri ve yazışmalardan sorumlu devlet görevlisi / Tophâne-i ‘Âmire nâzırı: Tophane-i Âmire nazırı, top dökümhaneleri ve askerî sanayi sorumlusu / vedâ‘-ı ‘âlem-i fânî: fani dünyadan ayrılma, ölme / merhûm: rahmetli / mağfûrun leh: bağışlanmış olması temenni edilen / el-Hâc: hacı / fî leyletü’l-hamîs: perşembe gecesinde / rakamahu: bunu yazdı / gufira lehümâ: Allah ikisini de bağışlasın